Vasiyetname
Merhaba sayın okurlar..
Uzun bir aranın ardında kendimde yazı yazacak o gücü buldum, belki de tüm gücümü kaybettiğimden ötürü yazıyorumdur bu satırları.
Aslında konuşmak istediğim belli başlı bir konu yok, hiçbir zaman da olmadı. Çok okunmadığını, göz önünde olmadığını bilerek bu kadar rahat yazıyorumdur belki de tüm hislerimi.
Bir nevi kendi kendime konuşuyormuşum gibi hissettiriyor tüm bunlar ama bazen gerçekten rahatlatıcı oluyor. Hayat gerçeklerini hiçbir zaman unutmamıza müsaade etmiyor. Öyle bir karmaşa ve döngünün içindeyiz ki bazen ne kadar kaybolup gittiğimizin farkına varamıyoruz.
Hayatımızın ne zaman son bulacağını bilmeden yaşamak için didinen ve ne varsa göze alacak kadar aciz ve çaresiz varlıklarız aslında. Bu defa hayatı size şairane güzelliklerle anlatmayacağım, buna pek gücüm yok şu sıralar..
İyi pencereden baktığımızda aslında hayatın bize bir çok güzellik sunduğunu, başarı sunduğunu sanır ve minnet hissederiz ama gerçeklik penceresinden bakıldığında aslında ne kadar cani, çıkarcı ve bencil bir düzen olduğunun farkına varırız.
Hayatta hep bizi üzen, kıran ve yıpratan şeyler olmak zorunda, her türlü omuzlarımızda bir yük olmalı, bir bedel ödenmeli veyahut bir acı çekilmeli, birilerini kaybetmeliyiz. Geriye her dönüp baktığımda aslında giderek daha da battığımı, her şeyin solup gittiğini adeta eskimiş, rengi solmuş bir tabloya bakıyormuşum gibi hissetmeme neden oluyor.
"Bu yıl daha güzel olacak" demekten, kendimizi kandırmaktan yorulmadık mı?
Yeryüzünde hep daha acısını, daha kötüsünü çekenler var diye kendi kederimizden, derdimizden utanır hale geldik, peki bu doğru bir şey mi?
Oysa bazı acılar fiziksel olmasına gerek kalmadan tahmin edilemeyecek kadar çok acı veriyorken.. insan kendi acısından utanmalı mı?
Şimdi belki okuyanlar (varsa tabii) başlıkta neden "vasiyetname" yazdığını merak edebilirler. Doğrusu bugün aklıma gelen tek şey günlük gibi kullandığım bu yerde, rahatça içimi döküp kendimle sohbet ettiğim, izlerimi bıraktığımı düşündüğüm platformda vasiyetnamemi yazmaktı.
Bunu daha önce hiç yapmadım, garip bir şekilde ölmeyi dilediğim, ölmek istediğim günlerde bile aklıma gelmedi hiç.. ama şimdi sebebini bilmediğim bir sebepten içime oturdu bu istek. Ne zaman ölürüm ya da nasıl ölürüm bilmiyorum, kaç yaşında olur ya da hayatta ne kadar ilerlemiş olurum tahmin etmek neredeyse imkansız çünkü kendimi öldürecek raddeye gelmedim. Bunu istemek ve yapmak arasında epey fark olduğunu hepimiz biliyoruz..
Dürüst olmak gerekirse bir haftaya kalmaz unutulup gidileceğimi bildiğimden içimde kalan her bir parçayı, isteği gerçekleştirmeden ölmek istemiyorum.
Bu hayatı hala sevdiğimi mi gösterir ya da hala bir umudum olduğunu mu bilmiyorum, bunu düşünmek istemiyorum. Düşünürsem cevabını bulacağımın farkındayım ama ben işime gelmeyen konulardan kaçmaya bayılırım.. çoğu insan gibi.
Gelgelelim vasiyet mevzusuna.. olabildiğince kısa ve öz aktarmak isterim ki bu yazıların aile yakınlarıma ya da herhangi bir tanıdığıma ulaşacağını, bir geçerliliği olacağına da pek emin olmamakla beraber az önce de söylediğim gibi içimde oluşan istek üzerine bahsedeceğim bunlardan.
Elbet bir gün her insan, her canlı gibi yitip gideceğim bu hayattan.
Kızgın, kırgın olduğum çok şey var ve muhtemelen kaç yaşında ölmüş olursam olayım bu kızgınlığım hep devam edecek. Hayatın bu kadar acımasız oluşuna, insanların bu kadar kalpsiz ve kötü niyetli oluşuna her daim öfke kusacağım.
Aradan ne kadar zaman geçmiş olursa olsun emin olduğum tek şey;
Sude, Elif, Esra, Şevval ve Şeyma gibi şu anda hayatımın merkezinde olan en sevdiğim insanların o zaman da bendeki yerlerinin aynı olacağıdır..
Maddi manevi değer verdiğim her şey onların olsun, anı kutularımda bulunan her şeyi saklasınlar, tek istediğim günlüğümün yakılması. sosyal medya hesaplarım kalsın bir anı defteri misali.
Kitaplarım benim en kıymetli şeylerim onların hepsi Sude'nin olsun.. şiirlerim ise her yerde karmakarışık, onları toplayın bir araya getirin tek bir defterde buluşsun ve lakabım hiç unutulmasın..
"Solhera Elantre" ama eğer mümkünse şiirlerim ben hayattayken kitap olmamışsa onların bir kitap haline getirilmesini her şeyden çok isterim. Ben ölüp gitsem de şiirlerim yaşasın, birilerine dokunsun ve gerçekleşsin isterim.. seven sevdiğine okur olsun, ilham olsun insanlara ve iyisiyle kötüsüyle okunsun, unutulmasın hiçbir satırım.
Benim en çok istediğim şey iyi birisi olarak anılmak, öyle hatırlanmaktı.. İnsanlara dokunabilmiş olmayı dilerdim.. maalesef bu hayatta her dilediğimiz olmuyor, sanırım iyi birisi olarak anılmak için insanın önce kendisine iyi, affedici ve sevgi olu olması gerekiyor.
Umarım çok geç olmadan ben kendimi affederim, kendime öfke dolu kalmış bir şekilde ölüp gitmek istemem.. hatalarımın farkında olmakla beraber oldukça tiksinti duymaktayım tüm olanlardan lakin bu hiçbir işe yaramıyor..
Bir gün ölüp gideceğim.. unutulmak, unutmak Allah'ın emri, en azından unutulana dek iyi hatırlayın siz beni dostlarım..
En kısa zamanda tekrar görüşmek dileğiyle, siz yine de hayatı sevmeye çalışın, vazgeçmeyin.. her gün doyasıya gökyüzünü izlemeyi, hayvanları koruyup kollamayı, çiçekleri sulamayı, ağaçların gölgesinde soluklanmayı, sevmeyi ve sevilmeyi hiç unutmayın.
Kalbiniz hep sevginin ve merhametin sıcaklığı ile kalsın.
Hoşça kalın..
Sevgilerim ile;
-S'
Yorumlar
Yorum Gönder