Yabancı
'Bugün annem öldü. Belki de dün, bilmiyorum..'
Bu cümleyi ilk okuduğunuz an ne hissettiniz sevgili okurlar?
Öfke mi? üzüntü mü yoksa boş vermişlik mi?
Benim fikrimi soracak olursanız eğer.. okumadığım bir kitap hakkında pek yorum yapan birisi değilimdir ama hissettiğim şeyi tarif etmeyi denerim.
Dakikalar hatta saatler önce olsa gerek, bu kitap hakkında zevkine çok güvendiğim bir beyefendiye sordum şu soruyu:
'Albert Camus Yabancı kitabını önerir misin?'
Çok net bir dille 'önermem.' dedi.
dürüst olmak gerekirse bu kadar övülmüş ve ödül almış bir kitap için böyle şeyler söylemesine şaşırsam da bahsettiği pencereden bakıldığında çoğumuza göre önerilmeye değer bir kitapmış gibi durmayacaktır, üstelik bu beyefendi gibi nadide, güzel bir zevke sahipseniz..
Gel gelelim benim hislerim ve görüşlerime sayın okurlar.
Hayata karşı olan bu kayıtsızlığı anlatan kitapta kendimden bir parça bulacağımı şimdiden hissetmekteyim ve bu beni heyecanlandırmakla beraber oldukça geriyor, ya kendimden bile gizlediğim yönlerimi, düşüncelerimi ve hislerimi yüzüme vurursa ne olacak?
Hayata karşı kayıtsız olmak aslında bir nevi umdu kesmek demek değil midir?
Dümdüz bakıldığı zaman 'İnsan kendi annesinin ne zaman öldüğünü unutur mu be adam?!' diyebiliriz fakat unutur dostlarım, unutur.. insan kendisini bile unutuyorken zamanla alışılan kaybetme duygusunu da anne kaybını da unutur. Hayattan tamamen uzaklaştığınızı düşünün, yaşamak ya da dünyanın güzellikleri umurunuzda bile değildir, ölmek istiyor ama kendinizi öldüremeyecek kadar da korkaksındır peki ya hayata bu kadar umutsuz ve kayıtsız olan birisi neden korkar kendini öldürmekten?
Çünkü zaten korktuğu için umutsuz ve kayıtsızdır dostlarım!
Korkularımızdan kaçmaz mıyız hepimiz?
En çok güvede hissettiğimiz yere sığınmak ve hiç çıkmamak isteriz, kendi kabuğumuzdan bu yüzden çıkmayız, ne ileri bir adım atıp hayata atılırız ne de bir adım geriye gidip ölümü kucaklarız..
Anlayacağınız karmaşık bir durumdur, sadece yaşayabilenlerin anlayacağı ve sadece hissedilebilen bir duygudur aslında..
Peki ya ne yapmalı? diye soracak olursanız eğer, inanın ben de bilmemekteyim cevabını fakat sizlere anlatmak, bahsetmek istediğim o kadar çok şey var ki.. konumuz uzadıkça uzar hatta bambaşka konulara girer çıkarız lakin size söylemek istediğim şeylerden birisi şu ki;
Bu yazıyı yazarken titreyen ellerim, daralan nefesim dahi yabancı artık bana, kimsenin hayatına dahil olmak, birisinin hayatıma dahil olmasını istemiyorum..
Unutulmaya yüz tutmuş bir eşya gibi kalıp, kendi kabuğumda yapayalnız belki de her şeye kayıtsız kalmak ve zamanı geldiğinde göçüp gitmek isterim bu diyardan..
Neticede bazı şeyler anlatılmaz, anlaşılmaz sevgili okurlar.. sadece hissedilir ve izlenir.
Kendinize çok iyi bakın, bu satırları okuyan herkese teşekkürlerimi sunarım, benim yerime dolu dolu yaşamanız dileğiyle..
-S'
Yorumlar
Yorum Gönder